17 Aralık 2012 Pazartesi

Hobbit Beklenmedik Yolculuk ve Ben


Herşey yaklaşık bir ay önce "Hobbit'e gidelim tamam mı?" cümlesiyle başladı..ben de ne zamandır sinemaya gitmemiştim tamam hadi sinemaya gidelim o zaman diye karşılık verdim. Yemek yiyip birazda gezdikten sonra capitol'ün yolunu tutup sinema katına çıktık
G- Hangi filme girelim?
A- Orbit'e gelmedik mi?
G- Orbit ne?
A- Orbit işte hani gidelim dedin ya!
G- Hobbit o orbit ne la?
A- Orbit horbit neyse ona girelim işte
G- WTF!!!! o daha vizyona girmedi, bir ay sonra girecek!

Tehlikenin işte o gün farkına varmıştım. Daha vizyona girmesine bir ay olan film için şimdiden 'gidelim' diye bir cümle kuruluyorsa o film tehlikeli bir film demekti ve ben defalarca orbit orbit orbit deyip durdum filmin adına..benim için artık o filmin adı orbitti ama o bu kadar görmezden gelemiyor her seferinde hobbit diye düzeltiyordu:)

Aradan bir hafta geçtikten sonra ben bir nane yedim ve filme sürpriz bilet almaya karar verdim. Ama hiç bi süprizi tam olarak yapamadığım gibi bunu da yapamadım ve dayanamadım söyledim. Söyledim söylemesine ama işleme başladığım zaman nasılsa tamamdır düşüncesiyle biraz erken söyledim. Tam bileti alacam ne göreyim "daha satışa çıkmadı" ALLAHIM KRİZZZZZZZ!! Bi kere aldım demiş bulundum..soru üzerine soru soruyor, hangi salon, nerede, kaç seansı, bak gidince kapıda kalmayalım (biraz beni tanıyor ne de olsa) bense gayet kendimden emin "bana güven, sorun yok" o günü takip eden bütün günler biletler satışa çıktı mı diye bakınıp durdum yok hala satışa çıkmadı!! yine orbitlerden bahsettiğimiz bi gün üst üste sinema salonu ile ilgili sorular sorunca daha fazla dayanamayıp itiraf ettim, günlerce içim şişti zaten söyleyemedim diye anlatıp kurtuldum..bi de daha satışa çıkmamış zaten biletler, hayır çıktı da ben mi almadım benim suçum yok ki! Söyledikten iki gün sonra istinye park da bulmuş bileti bulur bulmaz almış. Lan ben Üsküdar'da oturuyorum bir film için ne işimiz var taaaa oralarda diyecektim diyemedim ya la!

Büyük güne bir kaç gün kala sinemaya nasıl gidelim diye planlar kurmaya başladı..arabayla mı gitsek, trafik olur mu..yetişir miyiz? vapurla beşiktaş oradan dolmuşla istinye mi yapsak? metrobüsle zincirlikuyu oradan minibüsle mi gitsek gibi bir sürü planlar yapıldı. Son güne kadarda devam etti. En sonunda arabayla gitmeye karar verdik. Tabi bunda filmin 9da başlaması ve 3 saat sürmesinin büyük katkısı oldu. Ben filmin üç saat sürdüğünü öğrenince kısa bir şok geçirdim ve sonra acaba börek filan mı yapsam acıkırsak yeriz filan gibi düşüncelere daldım. Üç saat ne la?? madem üç saat sürecek 7 matinesine gitseydik..

"Bir orbit için ya rab ne yollar aşınıyor!" Hava kararmadan çıkalım çıkalım demesine karşın benim tasarım işlerim bi türlü bitemedi. Ofisle olan yoğun mail trafiğinden sonra saat 7ye gelirken ancak çıkabildik yola. Ben her ne kadar köprüden sonraki yolu biliyorum desemde inat edip netten yola baktı..neden yol konusunda bana güvenmediğini anlamış değilim:/ Altunizade'ye yaklaştığımızda hangi köpdüden gidelim kavgasına tutuştuk..hazır 1. köprünün yoluna gelmişken girelim işte diye tutturdum, o da 2. köprüden daha kolay gideriz diye tutturdu ama tabiki ben kazandım^^ tarihimde ilk kez evden gidecemiz yere kadar yolu hiç şaşırmadan (çok ufak bi şaşırma oldu o sayılmaz) tarif ettim..taaaa üsküdardan istinyepark'a kadar navigasyon hizmeti verdim üzerine ne övgüler ne övgüler^^

bir bukle yol diyaloğu
G- müziği çok açma canım motoru duyamıyorum
A- niye duyacaksın ki? bişi mi söylüyor
Ğ- vites için
A- haa ben onu biliyorum, hatta arabayla ilgili iki şeyi çok iyi biliyorum..birincisi vites bağırırsa vites büyütürsün..ikincisi (derin bi sessizlik) ikincisi yokmuş ya la://

7buçuk olmadan istinye park'a varmıştık bile..filme 1.5 saat var ve hem alışveriş hem yemek yememiz gerekiyor. Önce alışveriş işini hallettik..gözümün önünde 11 tane kadına 11 tane iç çamaşırı aldı ve bunları bana seçtirtti!!!1 ama ben burnum düşse yerden almam edasıyla öyle hoş karşıladımki bu durumu adeta bir leydi gibiydim!! leydi gibiydim dediysem tabiki lafımı soktum ama böyle pamuk pamuk soktum, incitmeden soktum!! ben soktum o güldü..ben soktum o güldü ama son gülen iyi güler!!11

Nihayet sinema katına geldik..aman tanrım kılıcıyla gelen bile var!! Sanki askeri koğuşa düşmüş gibiyim, gelenlerin %98'i erkek. Ne oluyor dedim, neden bu kadar seviyorsunuz, hadi bi recep ivedik olsa anlayacam ama ne bu orbit sevgisi diye söylenmeye başladım. O öyle değil işte, bu başka bişi gibi acayip cümleler kurunca hadi sor bana hadi sor en çok neyi sevdiğimi sor
G- En çok neyi seviyorsun?
A- Tabiki orbiti! orbit olmadan yaşayamam, çok başka seviyorum
G- WTF
A- noldu yaa?? yoksa orbit bi kişi değil mi? oradaki bi adamın adı değil mi??
gülüşmeler falan filan..
G- En çok neden korkuyorum biliyor musun? şimdi film bitince bi sürü soru soracaksın o kimdi bu kimdi diye
A- Film bitince mi soracam? o kadar bekleyecem yani..ne bitmesi olum izlerken ha bire soru soracam, bu kim, bu niye geldi, bu ne??
G- hadi sana başka film bakalım gelmişken ona girersin
A- hem 'beklenmedik yolculuk" ne ki? yanlış otobüse mi binmişler, birinin akrabası ölmüş aniden cenazeye mi gitmişler başka bi yere..ne beklenmedik yolculuğu bu? hem ne bileyim ben hani bi recep ivedik olsa sor hepsini sor bana ezbere söylerim ama bi orbiti tanıyamam o kadar derin kusura bakma yani..
G- uyursan seni bırakıp giderim bak! arkama bile bakmam
A- tamam tamam yaa hadi bak kapıyı açıyorlar, kaç yıldır ben bu filmi bekliyorum biliyor musun, ilk ben girecem o salona, ilk ben oturacam koltuğa..pardon biz daha önce gelmiştik amaaaa

Cidden ilk ben oturdum koltuğa, sanırım bu orbitçiler biraz geri, hiç biri koltuğunu bulamadı..bi oturan biz olduğumuz içinde bize sorup kendi koltuklarını bulmaya çalıştılar^^ f'nin en kenarındaki iki koltuk bizimdi ben jet hızıyla iç tarafdakine oturdum ekranı daha iyi göreyim diye ama türlü oyunlarla yerimi kapmaya çalıştı. yok dedim iyi göremem ben ordan burası iyi..sonra yanıma orbitçi bi adam oturdu bu sefer başladı bak karanlıkta eli eline değer, bacaklarınız tokuşur filan hadi bak beni huzursuz etme yer değiştirelim..birden şaşırdım bu maço adam nerden geldi diye..baktım susmuyor yer değiştirdim..koltuğa oturur oturmaz 'oh be buradan güzel görünüyor" diyerek gerçek yüzünü ortaya çıkarttı..

Yarım saatlik reklamdan sonra film başladı. Zenci bir çift çocuklarını hastanede ziyarete geliyorlar. Sonra bir adam sinsice yaklaşıp "çocuğunuzu kurtarmak istiyor musunuz?" diyor. Bu sahneden sonra iki kişi bir sürü tuhaf yaratıklardan kaçmaya başlıyor..eş zamanlı olarak uzay mekiği gibi birşeyden yanardağın içine bir adamı gönderiyorlar..adama aşık bir kadın var ve endişe duyuyor..vay be diyorum filmin hakkını yemişim bi de kadınsız film mi olur diye isyan çıkartmıştım kadın bile koymuşlar filmin içine diyorum..filmin ilk on dakikasını geride bırakınca dürtüp
A- film güzelmiş sevdim ben
G- Bu hobbit değil!
A- Nasıl yaa onbeş dakikadır izliyoruz ya??
Öyle bi fragman yapmış ki adamlar yarım saat daha oynasa film bitecek! Hayatımda ilk defa üç saat uyumadan bir filmi bitirene kadar izledim. Haa çok mu güzeldi ondan mı izledin derseniz yok gözlükle kafamı yaslayıp uyuyamadım, gözlüğü çıkarınca da filmden bişe anlamadım öyle arafta kaldım izledim sonuna kadar..zaten anlaşmalı gitmiştim filme uyursam kızmak yok diye:) film 00.30da bitti..benim tek isteğim eve gidip uyumakken dışarıda bir kalabalık bir orbit grubu yeni seansı bekliyordu! Kaçak yollarla buz gibi otoparka girdik ve arabaya bulana kadar susmadım
A- araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..araba nerde kızda, para nerde yok..
G- al al bak araba orda hadi koş..
A- kız nerde? hani kız? kızı ne yaptın???
Şükürler olsun arabayıda bulduk..şimdi eve gidene kadar uyuma zamanı diye düşünürken o sihirli cümleyi kurdu bana
G- Sakın uyuma yolu karıştırabliirim, tarif edeceksin
okudunuz di mi? bana uyuma yolu tarif edeceksin dedi..hem de bana dedi^^ bunu duydum ya üç gün uyumam beee.başladım tarife
G- İleride yol ayrılıyor ne tarafa gidecem
A- yukarı yok aşağı yok yok yukarı 
G-yaklaştık çabuk
A- aşağı aşağıdaki yola gir..o neydi laaannnnn!  ankara ile edirne aynı tabelada ne arıyor!!!11 aynı yoldan ikisine nasıl gidilir!! 
O tabelayı nereye şikayet edecem şimdi ben?? o yol hem edirneye hem de ankaraya nasıl gidebilir! köprüyü bulduğumuza göre uyuyabilirdim artık..

Film mi nasıldı? benim için futbol maçından farkı yoktu..bir sürü adam oradan oraya koşturup durdu :/

Dipnotlar
Gidiş ve dönüşte girdiğimiz bütün şeritler tıkandı ama diğer şeritler akıp gitti
Orbite biri kıtlık çıkacak demiş galiba on senelik yiyeceği stoklamış eve
Orbitin evinde ne var ne yok yiyen cücelerin yola çıkarken neredeyse hiç yiyecek almadılar yanlarına
Orbitin yanında cüceleri görünce onlar çok uzun olduklarından isimlerini cüce koydular sandım ama elflerle yan yana görünce gerçekten cüce olduklarını anladım..
Orbitin evine bayıldım:/
Daha önce hiç sebze yememiş cüceye arkadaşı yeşillik yedirmeye çalışırken 'bi dene seveceksin' deyince kendimi gördüm..sanırım bi önceki hayatımda cüceydim..hoş hala çok uzun sayılmam ya..
son söz film güzeldi yahu:)

13 Temmuz 2012 Cuma

Açmayın teyzeler!!



Pakize teyze'nin evini temizleyerek büyüdüm ben..mahallede karşı komşumuzdu ve çocukluk arkadaşım hava'nın dayısının kaynanasıydı..bütün işlerini hava'ya yaptırırdı..tek gözü çocukken geçirdiği bir hastalık yüzünden yoktu hava'nın..mahallenin itelenmiş küçük kızıydı..kimsenin oynamak istemediği kız ama benim en iyi arkadaşımdı..çünkü bana ihtiyacı vardı..her hafta pakize teyzenin evini temizlerdi ve ne zaman bir yeri güzel temizlemese pakize teyze "kör gözünle ancak bu kadar yaparsın zaten" diyerek onu azarlardı..işte o zaman ben onun görmeyen gözü olurdum..birlikte temizlerdik evi..

Aradan yıllar geçti bu sefer karşı komşumuz asiye teyze girdi hayatıma..bütün çocukları fransada olan tek başına yaşıyan 80 yaşındaki asiye teyze..ben kardeşime perdeleri asması için para verirken o bana evinin perdelerini astırdı..ben kardeşime parayla ev süpürtürken o bana evini süpürttürdü..ben kestane filan çizemem almayalım derken o elinde iki kilo kestaneyle gelip hadi şunu çizde pişirip yiyelim dedi..yani evimde başkasına yaptırdığım ne varsa aylarca ben ona yaptım..

Safiye teyze..çocukluk arkadaşımın annesi..kızları yurtdışına evlenince ve samsundaki tek kızı çoluk çocuk yüzünden evden çıkamayınca bana emanet edildi..defalarca ankaraya götürdüm onu vize işlemleri için..hastane hastane gezdirdim şekeri..kalbi..tansiyonu..kolestrolü için..tahlil için içmesi gereken bir litre sulu içtikten sonra altına kaçırdığını gördüğümüzü anlayıp üzülmesin diye hastaneyi seferber ettim..çanta bile sokamadığınız o mendebur almanya konsolosluğuna zorla yemek soktum yemezse komaya girecek diye..

Araya nice teyzeler girdi hayatlarının ortasında kendimi bulduğum..şimdi de üst katımda iki yaşlı teyzeyle yaşıyorum..İki birbirinden acı hayatla..gittikleri en uzak mesafe pazar olan iki teyze..Şu aralar tek eğlenceleri benim..sabahları camıma gelip günaydın demeden gitmiyorlar..iki -üç saatte bir halimi hatırımı soruyorlar..Onlar da ne yapsın başka birşey yok ki yapacak..

Adalet teyze daha otoriter..ama diğerini hep ezmiş..her yere onu gönderiyor..kocası öleli 30 seneyi geçmiş..çocuklarının hepsi evlenmiş ve ayda yılda bir uğruyorlar o da para almak için..görüp görebileceğiniz en pinti insan olabilir kendisi..belki de tutumlu bilmiyorum ama 7 liralık su faturası için çok geldi diye üzülen..16 lira elektirik faturası geldi diye televizyon açmayı bırakan ki zaten geceleri ışık yakmıyorlar sokak lambasıyla aydınlanıyorlar..çamaşırları elde yıkama taraftarı..geçen gün çok yoruluyorsun böyle yıkarken hem daha fazla su harcıyorsun dedim yok dedi ben giden suyu kovayla ölçtüm böyle bir kova daha az yıkıyorum dedi..bişey diyemedim..bulaşıkları diğer teyzeye yıkatıyor ama onu da lavaboda akan suyla değil yine başka bir leğendeki suyla durulatıyor..bir sene boyunca onun gibi yaşarsam sanırım köşe olabilirim..

Elif teyze kısaca acıların kadını..13 yaşında evlendirilmiş..bir ay sonra abisi yanlışlıkla kocasını vurup öldürmüş..sonra diğer abisi tarafından dövülerek başkasına kuma olarak verilmiş..orada da olmayınca gelmiş abisinin evinde yaşamaya başlamış bir besleme gibi..her gün aynı feryadı duyuyorum sabahları "allah ne senin canını aldı ne benim..bu evde zorla birlikte yaşıyoruz" birde yanık ki sesi içimi eziyor..yoruldum artık diyo feryat figan..bu aralar benim böreklerime taktı..yengeme diyorum yufka almıyor sen yapsana diyor bana..geçen akşam yapıp ona vermedim diye gücenmiş..ama saat geçti..yoksa vermem mi..birde sütlaç istiyor benden..yengesi yapıyormuş ama ona vermiyor, dolapta saklıyormuş:/ alırsam ellerimi kırar dedi..malzemeleri aldım bulaşıkları yıkarsam yapacam ona sütlaç..

Onlarla yaşamamın en büyük zorluğu eve gelen misafirler..herkesin yaşını..işini..maaşını..evinin kira olup olmadığını..bankada prası olup olmadığını..bekarsa sevgilisi olup olmadığını..evliyse çocuğunun olup olmadığını..yoksa neden yapmadığını..varsa neden bi tane daha yapmadığını offff böyle uzayıp gidiyor ve her arkadaşımı unutmaları bir haftayı alıyor:/ bir hafta boyunca sürekli bu sorular..elif teyze evlilikten çok çektiği için hep aynı şeyleri söylüyor bana.."kızım evlenipte kocanın evinde huzurlu olacan sanma..el adamının kendinden başkasına hayrı yok..bak ne güzel kendin kazanıp yaşıyorsun" peşine de ekliyor..üzülme bak "kimler kimler evlendi sende evlenirsin" işte o zaman beynimde demet akalın çalıyor "kimler kimler yuva kuruyor, ben niye kuramıyorum!" ah be teyzem sayende güç alıyorum..bende evlenebilirim diye umutlanıyorum :)

Öyle işte..birazdan tüp söylemek için yukarıya çıkacağım..balkondan seslendiler..ben huzurlu sakin sessiz diye taşındım buraya..ama sabah altıda uyanıp uykumu bölen..sürekli kapıma - camıma gelen..camdan gizli gizli içeriyi gözleyen..balkondan taciz eden teyzelere bişey diyemiyorum..hele her konuşmasından sonra giderken "rahatsız ettim kızım, gözlerinden öperim" diyor ya elif teyze o zaman daha bi eriyorum..onlara baktıkça şimdi keyfini çıkarttığım yalnızlıktan..yalnız yaşlanmaktan korkuyorum..

4 Mart 2012 Pazar

keşkelerim ve belkilerim..


Kimden aldım, elime nasıl geçti hatırlamıyorum..Tek hatırladığım bir bankanın bekleme koltuklarında oturuyorum, elimde bir dosya, başımda beni izleyen bir sürü insan ve ben hıçkıra hıçkıra ağlayarak dosyayı okuyorum "otopsi raporu". Babamdan bahsediyorlar raporda. Boyunu, kilosunu, yaşını..geldiğinde ölmüş olduğunu..öyle sıradan bişeymiş gibi anlatmışlar ki oysa benim babam o..canım..ona birşey olmaz..güçlüdür benim babam dediğim..ölmüş oraya da yazmışlar öylece..herşeyini paylaştık babamın..biri sigorta kartını aldı..biri pasaportunu..öbürü sağlık karnesini..ben kimseye vermedim otopsi raporunu..göstermedim bile..

6 yıl önce bugündü babamın bir varmış bir yokmuş oyunu oynadığı gün..bir sabah vardı öbür sabah yoktu..sonraki sabahlarda da olmadı..

Hani sorsalar ömründeki en pişman olduğun şey nedir diye..son gecesinde babamın yanında olmayışım derim hiç düşünmeden..yalnızdı o gece..annem anneannem hasta diye oradaydı..kardeşimle ben ablamda..hastaydım ben ablamın evi daha yakındı..ama gidebilirdim ki eve..neden gitmedim..niye yalnız bıraktım babamı..belki evde olsam bunlar olmayacaktı..belki ben müdahale edecektim hemen..komşuların apar topar götürmesine izin vermeyip ambulansı bekletecektim..keşkeler ve belkilerle dolu 6. yılım bugün..ve biliyorum ki ben yaşadıkça hep peşimden gelecekler..

Şimdi evimden kilometrelerce uzakta..yalnız kalmaktan en çok korktuğum günde..tek başıma..keşkelerim..belkilerim ve gözyaşlarımla birlikte bir fotoğrafa bakıyorum..dünyanın en güzel fotoğrafına..hepimizin aynı karede olduğumuz tek fotoğrafa..bunu söylememe gerek bile yok biliyorum ama babam seni çok özledim..